.comment-link {margin-left:.6em;}

söğüdün dalları

Ad: söğüt .
Konum: iStAnBuL, Turkey

uzaklardan gelmişim öyle diyorlar, bir gün dönebilsem diyorum...

Cumartesi, Nisan 22, 2006

yok

yoku seveceksin seversen
olmayana adanacak kurbanlar
ellerini açtığında yoka sevineceksin
sadece varlık ağırlık yapacak zulana

Cuma, Nisan 21, 2006

taş-kın

iyi değilim, hiç iyi değilim...

taşıyor denizlerim
taşıyor biriciklerim
biriktirdiklerim
sevdiklerim
birtanemler taşıyor
beni bende anlatanlar taşıyor
acısı bebek ölümü ruhuma
sızlanamıyorum
öylece bakıyorum
taştı dünyam dostlar
taşıyor
benden dökülenleri toplayacak var mı
parçalarımı birleştirebilse biri
ölesim geldi acilen
nefesimi kesse biri
yok öyle biri
dünya!
midem bulandı
biraz uzak dur benden
leşlerini uzağa at
dünya!
iğrendim yüreğinden
lanetleri yüzüme üfledi nefesin
yağmurlar beni de alsın
kolumdan tutup çeksin yiğit bir damla
toprağın derinliklerine

Pazartesi, Nisan 10, 2006

güç

yasaklamayı, yasaklanmayı yasaklıyorum. devrilmesi gibi koca çınarların... ruh ezikliğini yasaklıyorum. anne yüreklerinin korkunç yangınını yasaklıyorum.

yeniden varolmayı, unutmayı, unutmaya çalışmayı, yaşamayı yasaklıyorum. sessizliği yasaklıyorum. leş-leşmeyi,aptallaşmayı yasaklıyorum. zehir dolduranları tüm bardaklara, ellerime kelepçe vuranları, bende her baktığımda irkileceğim iç çekişleri kazıyanları yasaklıyorum.
sizleri yasaklıyorum yaşamdan, düşün istiyorum ayak altına. ağlamayı yasaklıyorum. nefreti öfkeyi kini acıyı yasaklıyorum. dengeleri değiştirenleri öldürücem, kalan aptalları yasaklıyorum. susuşu yasaklıyorum. kalmayı gidemeyişi yasaklıyorum.


yasaklayamadıklarıma neler yapacağımı biliyorum. aynı güç le ezeceğim her bir santimetrekaresini keyiflerinin. hiç zor değil bunu kaldırmak ayağa. içimdeki adamı bir bilseler kaçacak delik arayacaklar. ezdikçe ezileceksiniz, yaktıkça yanacaksınız, ancak o zaman içim sönecek

Pazar, Nisan 09, 2006

sakla

zamansız, göz kırpıyor kapıdan pencereden:) gülümsüyorum, elimde değil. gölgeme muhtaç, gölgesine muhtacım. bakışıyoruz bir süre. o da zarif ben de, sadece birbirimize böyleyiz. hiç renk değiştirmiyor yanımdayken. azcık muhabbet azcık keyif, gece bitiyor. olsun nasılsa bugün bi vakit bitecek ve geceye dayanacak.

siliyorum siliyorum yeniden çıkıyor gün yüzüne kazınmışlar... yok ediyorum varoluyorlar. olsun, sıkmıyor. dedim ya rengi bende saklandı, o da ürküyor ya kaçmıyor, giderken elime bırakıyor tanelerini, ancak sen saklarsın diyor:) inanıyorum, saklıyorum. ben mi? ben gözlerine döküyorum vârımı, sakla diyorum, saklıyormuş. ehl-i keyifim saklandığında, sakladığında, saklandığımızda.

boğulmadan çıkayım...

Cumartesi, Nisan 08, 2006

geçtim

Ey Allah!

yerim nereyse şefkatinle orada besle beni...


soğukmuş sıcakmış fark etmeyecek

yeminler üstüne vurulsun cânım

acımış acımamış fark etmeyecek

soluğum sonsuz kere boşluğa düşsün

boğulmuşum dağılmışım fark etmeyecek

ağlamam söz veriyorum, sızlanmam dilersen

yerim nereyse şefkatinle orada besle beni

Salı, Nisan 04, 2006

fark



"..farkın bu,
aynı renkte demleniyoruz..."



benimle aynı renkte demlenebilir misin?
karışsak bir bardağa sığar mıyız?
neyin kavgası dilindeki?
yüreğimi yüreğinle söndürür müsün?
ağlasam yüzün yanar mı?
gördüğüm kadar kayda değer misin?
ıssız ölsem dağılır kum olur musun?
nesin? kimsin? niyesin?

hiçsin

taşa çaldım ruhumu
rüyaya bırakıyor büyük kararlar
seni dilesem de bulmayacağım
hani bir dilek tut senindir dedin
tutuyorum tutmuyorum değişmiyorum


farkın bu
ışıklı ışıksız yaz kış burdasın
gözlerim değil yaşlarım arıyor eşini
bir damla ben akıtıyorum
bir damla sen akıt
birimizin ellerinde buluşsun yaşlar
bir elini uzat avucuma sar
iki damla bir ele çok mu geliyor
korkum yokluğundandır
ya yoksan diye
ya yoksan...